Eğer teknoloji yukarıda sunulduğu biçimi ile idraklanırsa, değişen teknolojinin insan hayatında çok mühim bir yer tuttuğu da rahat rahat anlaşılır. Bu amaçla hususmuz teknolojiyi kullanmak ya da kullanmamak değil, insan hayatında teknolojinin nasıl bir yeri ve koordinatu olacağıdır. Bu üstünde birlüzumtiğince değerli birey ve kuruluşun çalıştığı mühim bir husus olmuştur.
1. Herbert Simon teknolojiyi insanın kendi yapay iç dünyasıyla dış çsafha (doğa) arasında bir ara-yüz olarak görmektedir.2. Carnegie Komisyonunun bu hususyla alakalı ulaştığı netice şöyledir: “Teknoloji öğretimde yardımcı bir rol üstlenmelidir, öğretimin hedefi durumuna getirilmemelidir.
Teknoloji yalnız var olmasından kullanılmaya çalışılmamalı ya da teknoloji kullanılmadığında çağ dışı kalınacakmış biçiminde bir korkuya kapılmamalıdır. Bizler, ilerlemiş teknoloji tüketiminin öğretimde tatmin ve başarıya yetişebilmek amacıyla tek başına kafi bulunduğuna inanmıyoruz. Birlüzumtiğince ders amacıyla dehemmiyetde birkaç saatlik teknoloji desteği yeterli olmaktadır. Bazı dersler amacıyla teknoloji, devresinin yarısından fazlasında kullanılabilir; ama bütün bir dehemmiyetde bu türsine bir teknoloji desteğine lüzumsinim duyulabileceği ders adedi yok denebilecek kadar azdır.
3. Eğitimi etkileyen teknolojik ilerlemeleri tartışan çok çok gösterim, yazı vardır. Bunlar içersinde ilgi çekici olanlar aşağıya çıkarılmıştır.
A) Alfabe, insanoğlunun bulguyu paylaşması, kaydetmesi, ve saklaması amacıyla entelektüel bir vasıta olmuştur. Kağıdın icatu ve yazım enstrumanlarının geliştirilmesi, alfabe yardımıyla oluşturulan işlemlerin daha kolay gerçekleştirilebildiği bir vakitci başlatmıştır. Kitap, birgerektiğince sayfadan meydana gelen, değişik tasarımlara sahip, sunmak istediği bulguyu sıralı olarak veren bir vasıta olarak düşünülebilir. Doğrusu kitap, teknik yönden bakılmış bulunduğunda televizyon şeklinde, bilgisayar şeklinde vermek istediği bilgiden değişik bir yapıya sahip bir enstrumantır. Matbaanın icatundan ardından kitap yaygınlaşarak hemen her insanın ulaşabildiği bir vasıta oldu. Karatahta hem öğrencinin bununla birlikte öğretmenin aynı anda aynı husus üstünde çalışabilmesine imkan gerçekleştiren ilk sınıf içi mesajşim enstrumanlarından birisidir. Okul otobüsü öğrencilerin uzak yerlerden öğretim yerlerine taşınması ve bundan dolayı ideal eğitim bölgeının sağlanması yönünden bir öğretim aracı olarak görülebilir.
B) Engler teknolojiyi eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Şöyle der: “eğer eğitim her yönüyle öğretmen, öğrenci, ve çsafha arasındaki bir mesajşim ağı olarak görülürse, o vakit öğretim teknolojisinin bu temasleri tanımlamada mühim bir vazifiyeti bulunduğu anlaşılabilir”
c) Indiana University’den Robert Heinich öğretmenlerin eğitim teknolojisine yaklaşımlarını şu şekilde dile getirmektedir:“Peter Drucker’in bir yazısinde söyledikleri büyük oranda hatalı anlaşılmıştır; bu yazıde kısaca şu şekilde denmekteydi: -öğrenme ve öğretme, yeni tekniklerden, hayatın diğer hiçbir safhasının etkilenmeyeceği kadar derinden etkilenecektir. İnsanoğlunun en tutucu bulunduğu bu eski öğretme sanatında yeni yaklaşımlara, teknik ve enstrumanlara gereksinim vardır. Bu yeni geliştirilecek teknikler yardımıyla, öğretmenler yetenek ve yeterliliklerini çoğaltarak daha etkili olacaklardır. Bu sayede öğretme, şimdilik enstrumanları ile şu vakte kadar ayak uyduramamış geleneksel bir sanat olsa da, kolay bir insanın üstün bir performans sergileyebilmesini imkanlı kılacaktır.- Yanlış anlaşıldığından bahsettim; zira çoğu eğitimci bu yazıyi okuduktan sonra başlarını sallayacak ve kullanılacak enstrumanlar yardımıyla sınıf içersinde öğrenim başarısının artacağını düşüneceklerdir. Ancak burada asıl söylenmek istenen, yalnızca öğretim teknolojileri kullanıldığında kolay bir insanoğlunun üstün bir performans gösterebileceğidir; yoksa ilerlemiş teknoloji kullanmak tek başına yeterli olmayacaktır.
Eğitimde değişen teknolojinin Uygulamaları
Çeşitli seviyelerdeki tüketimi kolay uygulamaları ve bu uygulamaların vaat ettiklerini incelerken, kanaat ve yorumlar da fenamserlikten sıyrılıp iyimserliğe doğru kayıyor.
1. Engler 1972?de eğitim teknolojilerinin halini şu şekilde husus alıyor: “şu anki öğretim tekniklerimiz ile alakalı söylenebilecek en doğru söz eski teknoloji ürünü olduklarıdır. Kitap, tebeşir, öğretmen gibi asli öğretim enstrumanları ve teknikleri çok uzun vakitten beri kullanılmaktadır. Bugün öğretmenler daha iyi hazırlanmakta, kitaplar daha iyi tasarlanıp daha iyi yazılmakta, ve renkli tebeşirler kullanılmaktadır; ama bu vasıtaların fonksiyonları ve öğrenci amacıyla anlamları yüzseneı aşkın bir vakitdir hiç değişmeden kalmıştır. Ek olarak bu vakit zarfında öğretimin nasıl uygulanacağına dair her hangi bir asli değişim de yapılmamıştır. Öğretim halâ, öğretmen merkezli, gruba yönelik ve ders kitabı tabanlı hazırlanmakta ve uygulanmaktadır. Bu teknik 19.Yy’da İngiltere ve Amerika’da başlayıp sunulan Lancastrian modelinin devamı niteliğindedir Birbuçuk yüzsenedır birgerektiğince değişiklığa uğramasına karşın bu model saniyesel üretim mantığının neticesi olan eğitimde seri üretimi geleneğine sıkı sıkıya bağlı durmaktadır
2. U.S. Agency for International Development’dan Clifford H. Block, İngiliz Hükümetinin gerçekleştirdiği çok büyük ölçekli uzaktan eğitim denemesini şu şekilde yorumluyor: “televizyon, radyo ve posta şeklinde etkileşim vasıtalarının etkin tüketimi, BBC’nin üretim kabiliyetleri, öğretim tasarımları amacıyla görevlendirilmiş eğitim teknolojisi grubunun görkemli başarısı, ve düzgüsel bir üniversiteden değişik olmayan ders/husus içeriğiyle 65.000 öğrencisi olan İngiliz Açık Öğretim Üniversitesi (British Open University) İngiltere’nin en büyük üniversitesi ve dünyanın saseneı üniversitelerinden birisidir. Mezunlarının iyi yetişmiş ve entelektüel yönden kafi olması sebebiyle bu fakülteden adım alabilmek İngiliz sosyo-kültürel hayatında mühim bir yere sahip olmak manasına gelir”
3. Teknoloji ve değişimle alakalı olarak Block şu şekilde demektedir: “birkaç sene içersinde gerçek olacak birtakım teknolojik ilerlemelerle alakalı yorumlarda bulunmak hakkaten çekici bir işi bütün bir kütüphanenin bir disk amacıylae sığabilmesi, internet ve uydu teknolojileri aracılığı ile evinizden dışarı çıkmak zorunluyetinde kalabilmeksızın bütün dünyadaki eğitim merkezlerine istek ettiğiniz her an yetişebilmek, ve bu tarz şeylerin haricinde sayısallaştırılmış her türlü bilgiye sahip olma talihi şunlar ile alakalı bahsetmek hakikaten çok çekici; ancak ben de, bu hususta çalışan diğer insanlar benzer biçimde, böylesine asliden değişimlerin yalnızca aşancak aşancak ve evrimsel bir proses bölgeında gerçekleşeceğine inanıyorum. Eğitim kurumlarının, öğrenci, öğretmen ve yöneticileri, bu yeni öğrenme tekniklerini bireysel, toplumsal ve ekonomik yönden ömürlerine adapte edebilmek amacıyla muhakkak vakte gereksinim duyacaklardır.”Teknolojik Gelişmeler ve Kültürel-sosyal Değişimler Arasındaki Sebep-Sonuç İlişkisi
Her yeni icat edilen teknoloji ve bu süratle ilerleyen teknolojinin topluma yasenemasıyla birlikte, kültürün bu enstrumanlar doğrulusunda yönlendirilmesi neticesi çok detaylı değişimler hayataya başlarız. 90’lı senelardan itibaren etkileşimin ve netin gücü, bilişim sistemlerinde kaydedilen ilerlemeler bizi yeni teknolojik çalkalanmalara sürüklemiştir. Kültür, teknik ve cemiyet arasındaki dairin açıklanması mühim bir suali da bununla birlikte getirmektedir.
Teknolojik ilerlemeler kültürleri nasıl etkiler?
Fransız kuramcı Pierre Lévy’e gore; teknik ve kültür birbirinden ayrı olarak katiyen varolamazlar. Hızla ilerleyen teknolojinin tek başına bir manası yoktur, yalnızca bir kültür içersinde bulunduğu vakit gerçek manasını bulur.
Teknolojik ilerlemeler çoklıkla toplumların ilerlemeleriyle doğru orantılı olarak ilerler. Yeni teknolojilerin toplumlar ve kültürler üstündeki ani tesiri bir çok tetkikcının ilgiini çekmektedir.
André Vitalis, Bordeaux Üniversitesinde Medya Araştırmaları Merkezi Sorumlusu, aslına bakarsak herşeyin iki kelimeye yüklediğimiz anlamla ilgisi bulunduğunu vurgular; cemiyet ve bilişim.
Bilişim bağlarımsız olarak bir değişim yaratır ve toplum bu değişime zorunlu olarak katlanır, ona uyum sağlamaya çalışır.
Toplum yeni ilerleyen bir teknolojiyi kabul edip etmeyeceğine, ona uyum sağlayıp sağlayamayacağına ve onu özümseyip özümseyemeceğine karar verir.
Birinci görüş bizi daha çok, teknolojinin elite bir kesim tarafınca kendi çıkarlarına ideal olarak denetim edildiği ve sonuçde camianın hizmetine yalnızca onu denetim edenlerin istediği ölçüde sunulduğu köbütünser (pesimist) söyleme götürür. Buna gore de, camianın bu sonuçlere katlanmaktan diğer çaresi yoktur.
İkinci görüşe bakılırsa ise, yeni teknolojilerin, bilhassa netin bizlere sunmuş bulunduğu güç gerçekte toplumun eline sunulmuş bir güçtür. Bugün yeni teknolojiler yardımıyladir ki, istikbal amacıyla daha demokratik, insanoğlu arasındaki etkileşimin daha iyi bulunduğu, yeni bir paylaşım türünün yaratıldığı ( elektronik posta, sohbet forumları, tartışma kümeleri ), değişik kültür kümelerinın kendini daha iyi tanıtma olanağı bulduğu bir cemiyet yaratılabilir.
Maddi dünyayı ve onun kültürel uzantıları olan, görüntü ve imajları birbirinden ayırt edemeyiz. Bu durumda teknolojiyi bir toplumun ya da kültürün parçası olarak ele alabilmek daha yerinde olur. Bir bozukluğun yalnız teknik bulunduğunu düşünmek yerine onun toplumsal ekonomik ve kültürel uzantıları bulunduğunu da varsaymalıyız. Böylece kültür ve teknoloji arasındaki temasye, onu kullanan, yorumlayan, benimseyen ya da reddeden camianın aktörlerini de katmış oluruz.
Teknoloji projelerin, sosyal ve kültürel bildirimlerin bir uzantısıdır. Hızla ilerleyen teknolojinin tüketimi ve varlığı, insan temaslerini faklı olarak etkilemiştir. Buhar makinası tekstil işçilerine 19. Yüzsenede nasıl hizmet etmişse, bugün de bilgisayarlar şahıslerin bildirişim kapasitesi yükseltmek amacıyla hizmet vermektedir.Sonuç olarak Fransız Kuramcı Pierre Lévy’nin de önemle altını çizdiği şeklinde bir teknolojinin sosyo-kültürel etkilerinden bahsetmeden bir tek teknik sonuçlerini meydana koyamayız. Teknoloji ve kültür arasındaki temas, yalnızca onu kullanan erkek oyuncular ve o teknolojiyi kullandıkları bölge göz önüne alınıp ele alındığında doğru analizlere ulaşılabilir.
Teknoloji Gençleri Nasıl Etkiliyor?
Teknoloji, yalnızca gençleri değil, topluluğun bütün katmanlarını etkiliyor. Bu olumlu ya da olumsuz (daha çok da negatif) etkilenmeden, teknolojiyi, teknoloji yapan şirketleri kabahatlamanın pek de doğru olmadığını düşüyorum. Teknoloji, insanoğlu amacıyla hayatı kolayleştiren büyük bir nimet. Bunu dozajını kaçırmadan ve doğru hedefler amacıyla kullanmak insanoğluın elinde. Benzer hususlar gündeme erişince hep verdiğim bir numune var. Diyorum ki, teknoloji bizi kullanmasın, bizler teknolojiyi kullanalım! Bir çok ürün ve hizmet yapan şirket var. Bu ürün ve hizmetler içersinde bize ve hedeflerımıza ideal olanları seçmek, satın alıp almama kararını vermek bizim elimizde. Tabii ki şirketler kârlarını maksimize etmek amacıyla, ardarda yeni çıkan mamüller ve hizmetler çıkarıyorlar. Ardarda pazara sürülen mamüllerden bazan başmız bile karışabiliyor. Hangisini satın alacağımızı, hangisinin hakkaten bizin gereksinimlarımıza cevap vereceğini tespitte zorlanıyoruz. Bu şekilde bir baş karışıklığıyla karşılaşmamak amacıyla, teknolojiyle alakalı ilerlemeleri kovuşturmak, haber ve yorumları okumak faydalı olacaktır. Genellikle gençlerin, teknolojik mamülleri gosteriş amacıyla bilinçsizce tükettikleri görülüyor. Yeni pazara çıkan bir cep telefonunu, ailesinin ya da kendisinin ekonomik imkânlarını zorlayarak satın alan, aylar vakitcek taksitlere giren gençler biliyorum. Bu gençlerin tek amacı, çevresindeki dostlarında bulunanlardan aşağı kalmayacak bir ürüne haiz olmak.
Hızla ilerleyen teknolojinin neden olduğu sağlık sorunları?

Son 30 senede başta ABD ve Avrupa olmak üzere bütün dünyada bu alanda yüzlerce tetkik yapıldı; hâlâ da yapılıyor. Kimi incelemelerde ilgi çekici sonuçlere ulaşıldı. Mesela;
1994?te ABD ve Finlandiya’da oluşturulan incelemeler, elektRomanyetik alanların çok sık tesirinde kalan işçilerde alzheimer hastalığının normal insanlara gore erkeklerde 4,9 kat ve hanımlarda 3,4 kat daha çok gördüğünüznü meydana koydu.
1998?te meydana gelen bir diğer incelemede da radyo operatörleri, saniyesel donanım işçileri, veri işleme aygıtı tamircileri, telefon hattı işçileri, elektrik santralları ve trafo merkezlerinde çalışan işçilerle film makinistlerinde alzheimer, parkinson gibi hastalıklarla birlikte diğer birtakım nörolojik bozuklukların daha çok gördüğünüz meydana çıktı.
1979?da ABD’de meydana getirilen bir epidemiyolojik (tıbbın, insan topluluklarında hstalıkların dağılımını ve bu dağılıma yol açan etkenleri inceleyen bir dalı) tetkik, enerji iletim hatlarına 40 m.’den daha yakın yaşam sürdüren çocukların, normal çocuklara göre 2-3 kat daha çok kansere yakalandığını meydana koymuştu.
1988?de ve 1991?de tekrar ABD’de, 1992 ‘de İsveç ve Meksika’da ve 1993 ‘de Danimarka’da meydana getirilen incelemelersa çocuklarda görülen kanserlerle ve bilhassa de lösemiyle iletim hatlarına yakın hayata arasında bir temas bulunduğunu meydana koydu.
Finlandiya’da oluşturulan bir diğer tetkik adam çocukların merkezi sinir sisteminde meydana gelen bütünörlerle iletim hatları arasında ki teması saptadı.
1994?te Kanada’daki 2 ve Fransa’daki 1 elektrik şirketinin çalışmanasış olurını kapsıyordu. Toplam 223.000 şahıs üstünde meydana gelen bu istatiksel çalışmada 4000 kanser hastası saptandı. Bu çaılşmada yüksek elektRomanyetik alanların tesirinde kalanlarda lösemi 2-3 kat çok görülürken, beyin bütünörü 10 kat daha çok görülüyordu. Bütün bu bulgulara karşın lösemiyle elektRomanyetik alanlar arasında kuşkuya yer bırakmayacak şekilde bir ilşki bulunduğu kanıtlanamadı.Geçen sene ABD Ulusal Çevresel sıhhat Bilimleri Enstitüsü’nün 6 senedır vakitn ve 60 milyon dolara malolan incelemesi sonuçlandı. Enstitü, tetkik sonuçlerini bir rapor biçiminde ABD Kongresi’ne Haziran ayında sundu. Rapora bakılırsa “ElektRomanyetik alanların bütünüyle güvenilir oldukları söylenemez. İnsanlar onların tesirinden gerektiğince kaçınmalıdırlar. Ancak elektrik hatlarının meydana getirdiği elektRomanyetik alanların, insanların kanser yada diğer bir hastalığa yakalanma tehlikesini arttırdığına yönelik ispatlar zayıftır. Bu husustaki incelemeler vakitcektir.”İsveçli bilim adamları cep telefonuyla meydana getirilen 2 dk.’lık bir görüşmenin bile ne denli ciddi sorunlar yaratabildiğini gösterdiler. Araştırmalara bakılırsa 2 dk.’lık hususşma, kandaki zararlı proteinlerin ve toksinlerin betekrar girmesini engel olan savunma mekanizmasını dönem dışı bırakmaya yetiyordu. Bu durumda azheimer, parkinson ve multiple sclerosis (MS) benzer biçimde sinir hastalıklarının oluşma riski artıyor.Mayıs 1998?de İsveçli bilim adamı Dr. Kjell Hansso Mild, ekibiyle birlikte gerçekleştirdiği büyük bir incelemenin sonuçlarını açıkladı. Çalışma sonuçsine nazaran, cep telefonuyla uzun vakit hususşanlarda bitkinlik, baş ağrısı, deride yanma hissi meydana çıkıyordu. Kulaklık-mikrofon seti kullananların %80?inde bu tip sorunların olmadığı gözlendi.Haziran 1998?de Almanya’da Freiburg Üniversitesi Nöroloji Kliniği’nde oluşturulan bir incelemede da cep telefonlarının yüksek tansiyonla teması meydana kondu. Bu incelemede 10 gönüllünün başlarına cep telefonu bağlandı. Araştırmacılar, deneklere haber vermeden telefonları açıp kapadılar. Telefonlar açıkken, deneklerin tansiyonlarında 5-10 mmHg’lik bir artış gözlendi.İngiltere’de meydana getirilen ve 11.000 şahısnin gönüllü olarak katıldığı bir diğer araaştırmadaysa, uzun vakit cep telefonuyla hususşanlarda baş ağrıları, baş dönmesi ve ilgi dağınık hale gelmesi gözlendi.Bilimsel tetkiklerin art arda gelen bu olumsuz sonuçları insanoğluı kuşkulandırıyor. Artık “cep telefonlarının insan sağlığına daha ciddi tesirleri olabilir mi?” diye düşünüyor herkes. Yine ilk akla gelen soru : “Cep telefonlarıyla kanser arasında bir temas olabilir mi?”Dünyada 200 milyon dolayında cep telefonu kullanıcısı var. Bu sayı ABD’de 80 milyonun üstünde ve her ay buna ortalama 1 milyon ekleniyor. Cep telefonunun insan sağlığına tesirleri ve bilhassa de kanserle teması üstünde yürütülen çalışmalar ABD’de merakla izleniyor. Çünkü beyinlerinde bütünör oluşmuş onlarca fert, etkileşim şirketlerine dava açmış durumda. Bütünör oluşumlarına cep telefonlarının mikrodalga yayınlarının yol açtığını ileri sürüyorlar. Benzer davaalar diğer ülkelerde de açılmış durumda. Bilimsel tetkiklerin sonuçları bu davaların seyri yönünden büyük örutubet taşıyor.ABD’de cep telefonu endüstrisi beş senedır, cep telefonlarının insan sağlığı üstüne tesirlerini inceleyen çalışmaları destekliyor. Hatta bunun amacıyla Telsiz Etkileşim Endüstrisi Birliği, 1993?te Telsiz Teknoloji Araştıraları (WTR) isimli bir tetkik kurumu bile kurdu. Bu kurumun aslolan amacı, ilk olarak beyin urları olmak üzere birgerektiğince hastalıkla cep telefonları arasında bir temas olup olmadığını saptamak. İki koldan yürütülen çalışmalar amacıyla beş senede 25 milyon dolar harcandı. Bir doğrultudan epidemiyolojik tetkik sürdürüldü; bir doğrultudan da laboratuvarlarda deneyler yapıldı. Laboratuvar çalışmaları iki husus üstünde yoğunlaştı: Beyin bütünörü oluşumu ve kalıtsal yapının değişimi.Bu sırada Avrupa ve Avustralya’da da hususyla alakalı çoğu tetkik yapıldı; hâlâ devam eden çok sayıda tetkik da var. Bunlardan birkaçında düşük düzeyli radyo dalgalarının hayvanların bağışıklık ve sinir sistemlerinde bozukluklara, davranışlarında değişimlere yol açtığı ve kanser oluşumunu süratlendirdiği gözlendi. Mesela Avustralya’daki bir incelemede, fareler 18 ay boyunca cep telefonunun yaydığı mikrodalgaların tesirinde bırakıldı. Bu farelerde kanser oluşum oranının düzgüsel farelere gore iki kat arttığı saptandı.İsveçli Dr.Lennart Hardell’in incelemesinın geride bıraktığımız sene Mayıs ayında duyurduğu neticesi: Cep telefonu tüketimi insanlarda beyin bütünörü oluşumunu süratlendırmıyordu ; ancak beyni bütünörlü hastaların, telefon tuttukları doğrultuda bütünör oluşma oranının 2,5 kat çok bulunduğu meydana çıktı. Aynı tetkik ABD’de de yapılmış ve aynı sonuçlere erişilmiştı.En mühim gelişmeyse, WTR’nin beş senelık incelemesinın sonuçlerini açıklaması oldu. Araştırmanın başındaki Dr. George Carlo “Bu bilgiler insanlarla direkt temaslı ilk bilgilerdir. Bunlara göre cep telefonu yayınları insanlarda beyin bütünörü rüskini biraz artırıyor, insan kan hücrelerini etkiliyor ve farelerde de DNA bozukluklarına yol açıyor.” diyor. Telefon şirketlerince desteklenen bir tetkik kurumundan bu şekilde bir açıklamanın gelmesi çok mühimydi.Sağlığımızı tehlikeye atacağımıza, cep telefonlarımız acil haller haricinde kullanmamaya çalışalım. Böylece hem beynimiz, aynı vakitte cebimiz rahat eder…
Sonuç
Teknoloji günümüzün vazgeçilmez unsurlarından biridir. Ülkelerin ilerlemişlik srandardı bulundurdukları teknolojik bölgeları ile değerlendirilmektedir.
Hızla ilerleyen teknolojinin kullanım alanları gerektiğince geniştir. Tahsilden, savunma sanatekrar kadar her alanda sarfedilen teknoloji sosyal ve ekonomik hayatında bir vazgeçilmezi haline gelmiştir.
Teknolojinin faydaları ve zararları; teknolojiden yaralanma durumumuza nazaran değişmektedir. Mesela bir televizyonu genel kültürümüzü artırıcı uygulamaları izlerken kullanmamız faydalı, vakitımızı öldürürken kullanmak zararlı bulunduğu benzer biçimde. Bu misaller çoğaltılabilir; son yüzseneın icatu olarak değerlendirilen internet ise; elektronik bölgeda süratli bir durumda bilgiye ulaşmamızı sağlarken; internete bağımlı insanlar oluşturup, toplumsal hayattan insanların kopmasına da neden olmaktadır. Buradaki ölçü demekki teknolojiyi ne şekilde kullandığımızdır.
Hızla ilerleyen teknolojinin gümüzüzde geldiği ürküten ebatı ise; bilhassa gen teknolojisinin çok gelişip insanları klonlamaya kadar geldiği bu da istikbal amacıyla robotlaşan ve tek tip insanların türemesine neden olabilir. Diğer doğrultudan ilerleyen teknoloji ile birlikte biyolojik ve kimyasal silahların üretilmesi insanlığı tehdit eden diğer teknolojik tehlikeler olarak değerlendirilebilir.
Değişen teknolojinin tüketimi ve sonuçları değişmektedir. Mesela; teknoloji kullanılarak kurulan bir fabrikada üretim yapılmakta ama artıkları tabiata zarar vermektedir. Yine teknoloji kullanılarak arıtma tesileri kurulup bu tehlike minumuma indirilmektedir. Yani değişen teknolojinin fayda ve zararları birlikte ilerleyip kullanıma nazaran sonuç vermektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here